Tekdüze 2. Bölüm

0
91

Tekdüze Bölüm 2

Odasına doğru yol almaya başlamıştı Tayfun, ilk karşılaştığı Necmi oldu. Kendisinin sakal tıraşı olmadığına kafası takılmışken Necmi’nin ceket yerine beyaz ceket giymesine anlam verememişti.

Tekdüze
Tekdüze

Yanına doğru hızlı adımla ilerledi ve kaşlarını çatarak ‘’öğretmen değiliz memuruz bu beyaz ceket de neyin nesi’’ diyerek çıkıştı. Necmi sırıtıyor ve hiçbir şey demiyordu. Necmi, Tayfun’un kurumda en nefret ettiği kişiydi çünkü bütün işlerine burnunu sokuyor onu sürekli bir şeyler yapmaya zorluyordu. Yoluna devam eden Tayfun odasına geçip oturdu. İlk olarak eski mp3 çalarının kulaklıklarını taktı ve ritim tutmaya başladı daha sonra mavi renkli dosyayı karıştırmaya başladı ve sadece boş karıştırmaydı bu. Kısa karıştırma sonrası sıkılmış dosyayı bir kenara fırlatıp odasından çıkıp kurum içerisinde dolaşmaya başladı. Kantine gidip bir şeyler tıkıştırmak istedi fakat çok doluydu ve hiçbirinde takım elbise yoktu. Bunların kurumda çalışmadığını düşündü ve bir kenara oturup bir şeyler yemeye başladı. Yanına Necip gelmişti. Onu görüce hemen sinirleniyor fakat yapması gerekenleri ona söyleyince karşı çıkamıyordu. Necip, Tayfun’a yemekten sonra müdürün yanına gitmeleri gerektiğini söyledi. Tayfun bunu duyunca epey irkilmiş ve yemeği bırakmıştı ama Necip kolundan tutup yemeği yemesi konusunda ısrar edince diğer seferlerde olduğu gibi çok direnmeden hızlıca yiyip hadi gidelim dedi. Koridorları tek tek geçiyorlar sanki şehirler arası yolculuk yaparcasına bir türlü ulaşamıyorlardı.

Çok uzamıştı yol.

Sonunda kapının önünde buldular kendilerini Tayfun için uzun Necip için bir anlam ifade etmeyen yol bitmiş kapıyı çalıp içeri gidiler. Tayfun’u bir emaneti teslim eder gibi müdüre teslim ettikten sonra kuru bir teşekkür alıp dışarıya çıktı. Müdür Tayfun’a karşısına oturmasını söyledi ve Tayfun sürekli sakallarını gizlemeye çalışsa da bunu beceremiyordu. Halini hatırını sormak için çağırdım deyip rahatlatmaya çalışsa da Tayfun o an ayağa kalkıp Necip’in Tayfun’u uzayan sakalından dolayı ispiyonladığını bunu da gözleriyle görmek için Tayfun’u yanına çağırdığını düşünmüştü. Müdür bir yandan gülüyor bir yandan da Tayfun’a o seni ispiyonlamadı sana burada yardımcı olamaya çalışıyor, iyi geçin onula telkininde bulundu. Tayfun daha da sinirlenmiş ve boş bir kağıt ile kalem istemişti. Müdür hemen masanın üzerine bıraktı her ikisini de. Kağıdın altına imza atıp ‘’Müdür Bey alın istifam’’ diyerek kapıyı çarpıp çıktı. Tam karşısında Necip’i görünce üzerine çullandı. Bir andan ortalık karışmış etrafını beyaz ceketli adamlar sarmıştı ellerini kollarını bağlayıp götürüyorlardı. Tayfun ‘’devletin dairesinde adam kaçırıyorlar’’ çığlıklarıyla ortalığı inletti. Ardından gözleri kapanmış ve bayılmıştı.

Gözelerini açtığında gayet sakindi ve doktorları başının etrafında dikiliyordu. Doktorları ve bakıcıları çok zorlanıyordu. Memur olduğu dönemde her gün içmiş, tüm evrenle hep kavgalı olmuş ve sonunda akıl sağlığı yitirmişti. Hastanede uzun zamandır tedavi görüyordu. Her sabah uyandırmaya gelen kadın bakıcıyı annesi, sürekli hareketlerini takip eden bakıcısını memur Necip, televizyonun karşısında duran üçlü koltuğu otobüs zannediyor, kağıtları yuvarlayıp sigara yapıyor, rahatlatmak adına vurulan iğnelerin etkisi geçince gece çok içtiğini düşünüyor, uğradığı doktorları müdür zannediyor ve her günü böyle tekrarlanıyordu.

Murat uzun uzun bunları anlatıyordu Semih’e, 12:00’dan 16:00’a kadar içkilerin yüzde otuz indirimli olduğu yerde. Semih kafasını sallamaya başladı kendisi de yardımcı olacaktı bu yazıya. Garsondan kalem kağıt istedi Murat ‘’şuna yavaştan giriş yapalım bakalım nasıl bir şey çıkacak’’ diyerek ilk cümleye giriş yaptı.

‘’Tayfun alarm sesi ile uyandığında hemen başı dönmüştü. Alarmı kapatmak adına kalkmak için yaptığı ilk hamle başarısız olmuştu, üstelik mide bulantısı da başlamıştı. Oflayarak kafayı yastığa tekrar gömdü, alarm ise sanki saatlerdir çalıyor ve telefon hiç olmadığı kadar ses çıkarıyormuş gibiydi…’’

Yorum Yapın, Soru Sorun

yorum

CEVAP VER