Severken, arabesk söyleyip, sevdiğine sövmek miydi delikanlılık?

0
282

Bak şimdi hacı; bugün sabah saatlerinde evden çıktım yürüyorum, evin az ilerisinde inşaat yapılıyor. İnşaatın önünden geçerken, birçoğunuz bilirsiniz yada en azından filmlerde görmüşsünüzdür, çalışanlar uzun havasıydı, arabeskiydi mırıldanırlar. Büyükçe boş bir arazi sesler net ve uzun süreli geliyor.  Bugün işte bende takriben 20-23 yaşlarında genç bir elemanın bağıra çağıra ”kaç kadeh kırıldı sarhoş gönlümde, bir türlü kendimi avutamadım, kaç gece ağladım böyle gizlice, ne yaptımsa seni unutamadım”demesine şahit oldum. Sesleri duyunca bende adımlarımı yavaşlatıp dinliyorum, pat eleman şarkarabesk-500x250ıyı söylemeyi kesip bastı küfrü. Tamam küfretmek iyi hoş, rahatlatır insanı bir nebzede olsa, fakat bu elaman çok ağır sıralıyor. Anladığım kadarıyla bir sevdiği var herhalde, olmamış onunla ona sayıp sövüyor. O an kendi kendime ”İnsan kızar sevdiğine anlarımda böyle de küfredilmez be kardeşim” diyorum ki duyan bir benim dediklerimi. Tam kafamda o sahneyi, o atmosferi toz bulutuna çevirip ”puff” diye bir daha aklıma gelmemek üzere yok ediyordum ki elemana seslendiler çok içten, seslerinde hafif tebessüm ve babacan edayla ”Delikanlı” diyerek. Seslenmede müthiş bir sahiplenme vardı.  Bir anda kafamın içinde yoğun bir soru mesaisi başladı. Her yerden yükleniyorlar. Arabesk neydi? Delikalılık neydi? Sevmek neydi? Severken, arabesk söyleyip, sevdiğine sövmek miydi delikanlılık?

Arabesk müzik; insanların günlük konuştuğu dili kullanarak, karşılık bulamadığı duygularının müzikal olarak anlatılması. Hemen hemen her duygunun karşılığını illaki bir parçada bulursunuz, illaki birileri de yaşayıp anlatmıştır onları müzikal olarak. Beni çok mutlu eder misal bir parçada benim yaşadığım veya hissettiğim duyguya çok yakın bir duygunun işlenip, benim onu dinlemem. ”ulan ya adama bak aynı şeyleri hissetmişiz” diye, tek olmadığımı bilir bir anlık anlamsız saçma bir mutluluk gelir. Her neyse yani demek istediğim o ki sen ağzında tutturmuşsun Müslüm Gürses’in seslendirdiği, duyguları paylaştığı parçayı, ortak oluşsun ona, sonrasında uzun uzun insanın düşmanına diyemeyeceği sözleri sevdiğine rahat rahat, bağıra bağıra söyleyebiliyorsun. Bunu gören dayı da seni desteklercesine ”Delikanlı” diye sesleniyor. Her arabesk dinleyip, rakı içen, ota boka kavga çıkaran, vücudunda jilet izi taşıyan, orasında burasında sigara izmariti söndüren delikanlı olmuyor. Adam haykırıyor bu kadın şöyle namusum, böyle namusum diye ama kapılar kapanıp eve geçildiğinde de çatır çatır döver o çok sahiplendiği namusunu. Dinlemesin hacı bu adamlar arabesk. Anlamamışlar bunlar sevgiyi, aşkı, kavuşmayı. Bunca zaman yazılan şarkı sözleri bu adamalar eşlerini dövsün, sevip kavuşamadıklarına sövsün diye mi yapılmış? Bunları yapan adam mı delikanlı oluyor? Birisi çıkıp bana şu delikanlılık sıfatını açıklasın.

Şunu da dile getirmem gerekiyor ki her arabesk dinleyen delikanlı olmadığı gibi, dinlemeyenin içinden de çok delikanlı elemanlar çıkabiliyor. Ne yazık ki bu ayrım çoğu kez yapılamıyor, hatta ön yargılar ile insanları arabeske tamamen düşman ediliyor, uzaklaştırılıyor. Arabesk samimiyettir, içtenliktir, bir sen biraz ben biraz diğerleri ama hep bizizdir. Hep birimizin hikayesi anlatılmıştır. Şu konuda anlarım belki arabeskteki melodi hoşuna gitmiyordur ama sözlerin de bulabirsin kendini. En büyük temennilerimden birisi de saf, temiz, içten duygularla yıllar önce anlatılmış ve hala günümüzde de insanların kendilerini bulduğu duyguların 3/5 zibidiye bırakılıp yanlış yönlere çekilmemesi. Arabeskin özünün, kimliğinin, amacının unutulmaması.

Yorum Yapın, Soru Sorun

yorum

CEVAP VER