Seksenlerde Çocuk Olmak, Seksenler ve 80’ler

0
999

Unutmamak için seksenleri hatırlamaya çalıştım yine bu gün. Diziyi seyredince genelde oluyor böyle. Hayallere dalıyorum. Eskileri hatırlıyorum. Bazen hüzünleniyor bazen gülüyorum kendi kendime. Eşim ne gülüyorsun ya da ne düşünüyorsun diyor. Ama anlatamıyorum ona da. Çünkü aynı zamanları aynı mekânları paylaşmamışız. Anlaması zor, anlatması güç. Ama o zamanları beraber geçirdiğim arkadaşlarıma o zamanın bir seslenmesi bir bakışı bir iması bile alıp götürür ikimizi o zamana. Eş başka dost başka.

Seksenlerde Çocuk Olmak, Seksenler ve 80'ler
Seksenlerde Çocuk Olmak, Seksenler ve 80’lersokak çocuklarıydık

Seksenlerde çocuktum. İlkokula gittiğim yıllar. Tavşanlı Kütahya da yaşadığımız yıllar. Babamın çalıştığı şirket Tunçbilek kömürlerinin üstünü açma işini almıştı o yıllarda. O yıllar özel şirketlerin devletten çok maaş verdiği yıllardı. Babamda çalıştığı Afşin-Elbistan termik santralinden ayrılıp ilgili şirketle anlaşmış, bir yıl sonrada bizi de yanına almıştı. Ve ben ilkokula orda başlamıştım. İlk gün babamın bana aldığı Bond çantanın içine bir defter bir kalem ve bir kokulu silgi koyup okulun yolunu tutmuştum. Annem olum gitme bu gün, sonra gideriz demiş ama bana dinletememiş ben o kısmı hatırlamıyorum. Okula gittim. Herkes annesi akrabası ablası abisi ile gelmiş. Ben en büyük çocuk. Yabancısıyız da şehrin. Bir köşeye çekildim ve başladım ağlamaya. Hayatımızın belirli dönüm noktaları vardır. Benim hayatımda da bu bir dönüm noktası idi. Mahalleden arkadaşım Aykut’un annesi beni görmüş ağladığıma üzülmüş beni de alıp Akut’la beraber aynı sınıfa 1-B sınıfına kaydettiriyor. Üç ihtimalden biri A,B ve C şubeleri var. Herhangi biri olabilir ve ben silinip gidebilirdim. Öğretmenim gerçekten iyi bir öğretmendi aradan geçen 30 yıldan sonra hala bir özel okulda öğretmenlik yapmaya devam ediyor.

Zor birisiydim çok duygusal. Bir öğretmen olarak diyorum ki ben olsam benimle o kadar ilgilenmezdim. Öğretmenim “adınızı söylemeye çekiniyorum hemen ağlamaya başlıyor” diyordu birinci sınıfta.

Orada arkadaşlarım oldu birçok. Halen görüştüklerim var. Beraber bir çok oyun oynadık. Bizim zamanımızın seksenlerin oyunları. Aslında onları anlatacaktım ama girizgah biraz uzun sürdü. Ne bileyim işte o zamanları hatırlayınca detaylar bile beliriyor gözümün önünde. Bunlar sadece özet.

Gazoz kapaklarımız vardı. Rengârenk… Onları dizerdik misketler gibi, sonrada taşla vurmaya çalışırdık. Ne kadar vurursan o kadarı senin olurdu. Bazen de ezerdik onları. Yanları zarar vermesin hem de saklaması kolay olsun diye. Ezdiğimiz gazoz kapaklarını bazen çivi ile iki delik delip içinden ip geçirir ve fırıldak yapardık. Zevkliydi.

Çivi demişken sonbahar ve ilkbahar yağmurları yağdığında çivilerimizi çıkarırdık. Çivinin ucu sivri olanı makbuldü. Her oynayan için bir çizgi çekerdik iki kişi için ters V 3 kişi için Y çizerdik. Ve herkes bir uçtan başlardı. Sapladığınız çivinin sapladığınız yerden kendi ucunuza düz bir çizgi ile birleştirerek devam ederdik. Ne zamanki attığınız çivi yere düşer saplanmaz. O zaman yanardınız ve sıra bir sonraki arkadaşa geçerdi. Çizdiğiniz dar boğazlardan geçmeye çalışırdı. Kesişirse, ya da çivi düşerse o da yanardı.

Misketlerimiz vardı bir de. İki üç ayrı oyunumuz vardı. Biri mors. Neden adı oydu bilmiyorum. Üçgen çizer içine eşit sayıda misket koyar uzak bir çizgiye atar sıra belirlerdik. Sonra üçgenin içinden misketleri çıkarmaya çalışırdık. Eğer misketiniz üçgen içinde kalırsa yanardınız. Diğeri kuyu oyunu… Kuyu açılır ve uzaktan içine misket girdirilmeye çalışılır. Girdiren diğerlerinin misketlerini vurarak puanları toplardı. Bir de yan yana dizerdik misketleri uzaktaki çizgiye sıralama için atar en yakına atan birinci sonraki kinci sonraki üçüncü olurdu. En sonuncu bir baş belirlerdi. Sağ veya sol. Başı vuran misketlerin hepsini alır. Başaltı yani baştan bir öncekini vurup yerinden çıkaran vurduğu misket ve diğerlerini alır oyundan çekilir. Kimse vuramazsa veya misket kalırsa bu defa misketlere göre en uzaktaki ilk olmak üzere tekrar sıralama yapılır ve atışlar tekrarlanırdı. Son misket oyunumuzda birinin kaçıp diğerinin kovaladığı oyun. Sırayla birbirimizin misketini vurmaya çalışırdık ki bu iki kişilik ve fakir oyunuydu. Tek misketle oynanırdı.

Oyun kâğıtları vardı. Yok, 52 destesi değil. Seyrettiğimiz zamanın çizgi filmleri reklam amaçlı demek ki çizgi film karakterlerinin veya sahnelerinin fotoğraflarının yer aldığı sakızlar gönderirlerdi bakkallara. He-man kâğıtları vardı mesela. Bir tanede 6 resim çıkardı. Resimler üzerinde numaralar vardı. Ya pişti misal aynı resim üst üste gelen kazanır, ya da son numarası aynı olan kazanırdı.

Saklambaçları yakalamaçları saymıyorum hiç. En hoş zamanlar akşama yakın zamanlardı ama işte bizim iznimizin bittiği zamanlarda akşam ezanının okunduğu saatlerdi. Ezan okunur ve biz eve girerdik. O zamanlar öyleydi.

Maçlara katılmak için dört gözle beklerdik ama küçük olduğumuz için alınma ihtimalimiz düşüktü. Alındığımızda da kaleye. Kocaman ağabeylerimizin şutlarının karşısında dur durabilirsen.  Bisiklet turlarımız vardı bizim bir de. Bisikleti olmayan benim gibiler bisikleti olanların bisikletine binmek için sıra beklerdik. Bazen müsaade ederler, bazen etmezlerdi. O zaman bir kaç marka vardı BİSAN ve BMX. Benim hatırladıklarım onlar… Ha bi de Pinokyo.

Tehlikenin sınırlarında gezerdik hep. Şimdi öğrencilerimde öyle. O yüzden çok kızmıyorum onlara uyarıyorum sadece. Nerde bir zor geçilecek yer var biz orda. Okulun önünde küçük bi bahçe vardı, giriş kapısının hemen yanı. Çiçek bahçesi gibi. Okul bahçesinden bir korkulukla ayrılırdı. Biz de işte o korkuluğun üzerinde yürürdük. Dedim ya tehlike. Issız evler inşaatlar oyun alanımızdı. Topumuzu patlatan amcanın evinin önünde oynardık hep topu. Bahçesine kaçırınca da keserdi tabiî ki. Yani tehlike bizim göbek adımızdı.

Eskilere kısaca bi göz attım. Aynı dönemin insanları çoktan buğulu gözlerle hayallere daldılar bile. “evet öyleydi “ diyorlar. Yaşı küçük olanlar için çok anlam ifade ettiğini sanmıyorum. Saygılar …

Yorum Yapın, Soru Sorun

yorum

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.