Kedi ile Kaplan Hikayesi, Kedi ile Kaplan Masalı

0
6484

Evvel zaman içinde, kalbur kazan içinde; var varadan, sür süreden, derken buradan kalkıp kedi ile kaplan hikayesi için gittik. Gittik, gittik, az gittik uz gittik, dere tepe dümdüz gittik, altı ay bir güz gittik, bir de arkamıza baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz.

Yine kalkıp gittik, gittikçe gittik, göründü Hint padişahının bağları. Girdik birine. Değirmencinin biri değirmen çevirir, yanınında da bir kedi… Aman Allah’ım! O kedideki göz, o kedideki el, o kedideki ayak, o kedideki boy, o kedideki boğaz, o kedideki kulak, o kedideki yüz, o kedideki saç, o kedideki kuyruk…

Kedi ile Kaplan Masalı, Kedi ve Kaplan Hikayesi
Kedi ile Kaplan Masalı, Kedi ve Kaplan Hikayesi

Derken elimizi sıcak suda haşladık, bizim diyarın bir kedisini hatırladık, onunla ilgili masalımıza başladık.

Efendim kedinin biri obada aç kalmış. Oraya yanaşmış, buraya yanaşmış ama yüz bulamamış. Üstüne üstlük bir de dayak yemiş. Bu yetmemiş, bir de obadan kovulmuş. Bu kediye çok ağır gelmiş. Hayata kahreder olmuş.

Günlerce başının çaresine nasıl bakacağını düşünmüş. Sonunda yabanıl dağlara çıkmaya, barınabileceği bir kovuk bulmaya karar vermiş.

Zavallı kedi çok geçmeden de vurmuş kendini dağlara. Dağın bir yamacına tırmanırken karşısına bir kaplan çıkmış. Kediye şöyle bir bakmış. Ama kediyi bir yaratığa benzetememiş. Sormuş:

-Sen kimsin? Nesin? Ne türlü bir kulsun?

Kedi ezilmiş, büzülmüş, yaltaklanarak kaplanın yanına sokulmuş. Kaplana:

-Ben de vaktiyle bir kaplanın oğluydum. Ama kör şeytan beni insanoğullarının tuzağına düşürdü. 40 senedir insanoğullarının elinde tutsaktım. Beni öyle bir hale soktular ki bir türlü boyum büyümedi. Sonucunda bir yolunu bulup ellerinden kurtuldum. Kadanı alayım, taşa tüküreyim beni koru…

Ömründe hiç insanoğlu görmeyen kaplan, kedinin söylediklerini şaşkınlıkla dinlemiş. Sonucunda kedi yalvarırcasına:

-Gözünü seveyim bana bir insanoğlu göster. Bakayım bu insanoğlu dediğin yaratık ne biçim bir şeymiş. ..

Kedi, kaplanın bu isteğini kabul etmiş. Arkadaş olmuşlar. Dağ bayır dolaşmaya bir insanoğlu aramaya başlamışlar. Derken bir sabah karşılarına koyunlarını otlatan bir çoban çıkmış. Çoban onları görünce bağırmış. Kedi korkup kaçmış. Kaplan kedinin bu haline bakım gülmüş:

-Tüh suratına! demiş. İşe yaramaz korkak. Bu yaratıktan korkulur mu hiç? Bir pençecik canı var.

Daha sonra kuyruğunu dik tutup kabararak çobanın üstüne doğru yürümeye başlamış. Niyeti çobanı bir pençede yere yıkmakmış. Ama çoban kaçmamış. Olduğu yerde öylece durmuş. Kaplan iyice yaklaşmış. Çoban elini kepeneğinin altına sokmuş. Meğer kepeneğinin altında bir silah varmış. Çıkarıp kaplana çevirmiş. Kaplanın atlamasına fırsat vermeden ateşlemiş. Kaplanı sol böğründen yaralamış. Kaplan neye uğradığını anlayamamış. Acı ile kıvranmış. Silahın sesinden de çok korkmuş. Hemen geri dönmüş. Kediye:

-Yürrüüüüü, yürrüüüüüü. Durma kaç, demiş.

Kaplan önde kedi arkasında kuyruklarını kısıp kaçmaya başlamışlar. Çoban arkalarından birkaç kez daha ateş etmiş. Ama isabet ettirememiş. Kaplan ve kedi kaçtıkça kaçmışlar. Epeyce uzaklaştıklarını düşünerek bir su kenarında durmuşlar. Kaplanın sol böğrü yandıkça yanıyormuş. Hemen suya girmiş. Yanı başındaki kediye dönüp:

-Aman küçük kardeş, demiş. Senin bu insanoğlu dediğin anlattığından da kötüymüş. Neydi o elindeki? Meğer ne kadar haklıymışsın. Bir daha insanoğluna yaklaşmak mı? Tövbeler tövbesi. Büyük sözüme tövbe.

O günden sonra kaplan bir daha insanların bulunduğu yerlere yaklaşmamaya yemin etmiş. Kedi ile kaplan kardeş olmuşlar. Daha sonra dağların en tenha köşelerine çekilmeye oralarda yaşamaya karar vermişler.

Yorum Yapın, Soru Sorun

yorum

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.