Gezi Olayları Üzerine

0
275

Ne istediğini bilmeyen bir gurubun istekleri belirli çevrelerin desteği ve gelinen noktada içler acısı kayıplar.

Ne insanların ölmesi gerekiyordu ne esnafın zarar etmesi ne de polisimizin günlerce uykusuz kalması.

Çok basit çözümleri olan durumlardı aslında.

gezi-parki-olaylari
gezi-parki-olaylari

Olayın en başına gidelim. Bir gurup insan çadır kurmuş taksim meydanında oraya yeni bi şeyler yapılmasını istemiyorlar. Neden istemiyorlar bilemiyorum? Amaçlarının çevre olmadığı sonraki günlerde açığa çıkmıştı. Neyse konumuz o değil. Konumuz olayların nasıl çözülebileceğiydi.

Yöneticiler müdahale kararı aldılar. Ama Kıbrıs Barış Harekatı’nda olduğu gibi yarım bıraktılar ve sapla saman birbirine karıştı.  İlk müdahalenin yapıldığı gün oradaki bütün insanlar toplanıp tek tek gözlatına alınsa idi ve kimlikleri incelense istekleri sorulsa idi mesele kalmazdı.

Fakat ne yapıldı. Müdahale edilip geri çekilindi. Sonuçta müdahaleye uğrayan taraf dayak yiyen çocuğun gidip ağabeylerini çağırması gibi kalabalıkları yalanlarla harekete geçirdi ve olaylar büyüdü.

O günler o kadar çok yalan haber okuduk ki bildiğiniz gibi değil. Tomanın ezdiği kadın, bir süre sonra adam oldu bir süre sonrada o adamın görüntüleri yayınlandı. Aslında adam deniz motorunun pervanesi ile yaralanmış bir adamdı. Neyse yalanları incelemeyeceğiz, tepkileri inceleyeceğiz. Sebeplerini inceleyeceğiz. Bu yalan haberler zaten hükümete tapkili olan taraflar için tetikleyici bir etki gösterdi. Büyük kalabalıklar toplandı. Tek bi istek vardı. Gezi parkının durumu değil hayır, hükümetin istifa etmesi. Ama yöntem bu değildi. Bize uygun bi yöntem değildi bu. Poliste aldığı emirle müdahaleye devam etti.

O zamanlarda demiştim ki; beni 2 gün uykusuz bırakın sonra da gelin “ne haber” deyin. En basit hareketim herhalde kızgın bi yüz ifadesi olur. Polisimiz günlerce olumsuz şartlarda uykusuz, düzgün yemek yiyemeden orada çalışıyor ve kalabalıklarda polisten orantılı güç kullanmasını bekliyor. Bunun mümkün olmadığını herkes kendisi deneyebilir. 2 gün sadece uykunuzu düzensiz uyuyup düzensiz yemek yiyip verdiğiniz tepkilere baktığınızda polisi anlayacaksınız.

İnsanımız polisi makine zannettiği için tepkisinin anormal olduğunu düşünüyor.  Makine değil onlarda insan.

Olayların ilk 2-3 günü anlayabiliyorum. Tepki verildi, gerekli yerlere mesajlar iletildi. eyvAllah. Sonra sonrası işte problemli bi durum. Artık olay yangın gibi savaş gibi çıkaranların durduramayacağı hale geldi.  Çünkü bu kargaşayı bekleyen hem de dört gözle bekleyen batı içimizdeki İrlandalıların bu harekatından çok memnun oldular ve desteklediler. Hatta açıktan desteklediler. Zannettilerki bu tablo Türkiye tablosudur. Değildi, hiç olmadı da. Bu noktada gezi protestolarındaki samimi insanların oyunu görüp uzaklaşmaları gerekirdi. Zannedersem bir kısmı da uzaklaştı.

İlk başta hiçbir şey anlamayan halk yani bizler artık isteğin hükümeti düşürme çabası bir sivil darbe olduğunu gördük. Ve karşı duruşumuzu gösterdik, fikirlerimizi sunduk.  Hükümet yanlış işler yapmıştır evet ama bunun hesabı sandıkta sorulur. Burası muz cumhuriyeti değil ki canı isteyen artık darbe yapsın istediğini değiştirsin. Durumu tersinden düşünün taksim platformu hükümet olmuş yönetimde, biz de onları protestolarla devirmeye çalışıyoruz. O zaman niye seçim yapıyoruz ki . Gücü yeten yetene. Olmaz değil mi? Bence de olmaz. Demokrasi tahammül rejimidir. Yoksa her canımızı sıkan olayda ayaklanırsak işimiz var tabiî ki yürüyecek demokratik hakkımızı savunacağız ama yakıp yıkmadan polise taş, molotof atmadan en önemlisi de gerekli izinleri alarak kimseyi mağdur etmeden.

Böyle deyince hemen akp li hemen cemaatçi ilan edildik bu süreçte. Yok arkadaşım biz devlet memuruyuz. Rengimiz dışa vurmaz bizim. Ana hatları ile herkes gibi ülkesini seven bayrağına vatanına sahip çıkan Müslümanlarız. Herkes gibi. Düşüncelerimizi söyleyebildiğimiz paylaşabildiğimiz ölçüde birbirimizi anlayacağız ve birlikte yaşayacağız. Yoksa bir çok Ortadoğu ülkesinde Afrika ülkesinde olduğu gibi birbirimize zarar veririz. Kayıplar ve ölümler yaşarız. Bu memleket bunu hak etmiyor.

Demokrasi eğitiminin yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum.

Daha çok şeyler söyleyebilirim bu konuda ama bu kadarlık yazının yeterli olacağını düşünüyorum. Yorumlarınız eleştirileriniz olursa bir sonraki yazımda cevap vermeye çalışırım. Saygılar sunuyorum.

 

Yorum Yapın, Soru Sorun

yorum

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.