Büyük Dost; Neşet Ertaş

0
475

Tam bir yıl oldu üstat gideli.Bağlama sustu, rakı acılaştı, dertler öksüz kaldı. Tek de ayıbıdır, daha anlatılacak dert, içilecek rakı varken çekip gitmesi.

Neset ErtasNereye gitsek ne yapsak Neşet düşerdi aklımıza. Severdik bir yari Neşet gelirdi aklımıza açardık Zülüf Dökülmüş Yüzeyi daha bir dertlenirdik. Doldururken rakının suyunu, Haydar Haydar dinlemeye koyulurduk.

 

Halk adamıydı ama her şeyden önce. Yoktu egosu, havası. Gariban, mazlum adamdı, gönül adamıydı ”O zamanlar gençtim. Pavyonda çalıp söylüyordum. Gömleğimin yakası yağ içindeydi. Gömleğimi yıkayacak, önüme bir tas çorba koyacak bir yârim olsa dedim. Uzaktan uzaktan bakıştığımız bir kız vardı. Gittim istedim. Hayır demediler. Ama olmadı, kısmet değilmiş, yarım kaldı. Çok efkarlandım. Pavyondan ayrıldım, şehri terk ettim, sazımı siyaha boyadım ve başladım çığırmaya” demiş ve başlamış Karadır Bu Bahtım Kara demeye. Sevmiş Leyla’yı üstat, babası onaylamış evlenmelerini, dedik ya gönül adamı diye başlamışlar babası Muharrem Ertaş ile sazlı sözlü atışmaya. Evlenir yüreği büyük adam Leyla ile çocukları da olur fakat bir süre sonra ayrılırlar, Neşet alır eline asıl derdini paylaştığı büyük dostu bağlamasını ve Amanın Leyla der önce sonrasında Yazımı Kışa Çevirdin.

Çok erken gitti benim için. Bugün ise ölüm yıl dönümü. Geçen sene bu vakitler dökülmüştü gözümden yaşlar, yine dökülüyor arka fonda bağırırken Neşet Seher Vakti Çaldım Yarin Kapısını.

Yorum Yapın, Soru Sorun

yorum

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.