Afrika Siyaseti – Afrika Devletleri ve Ülkelerinde Siyasal Yapı

0
313

Eski sömürgelerin bağımsızlıklarına kavuşmasıyla ortaya çıkan Afrika devletleri, genellikle az gelişmişliğin sorunları karşısında güçsüz kalmış, toplumsal ve iktisadi denge bozuklukları günden güne ağırlaşmıştır.

afrika siyaseti
afrika siyaseti

Afrika ülkelerinde çoğunlukla bağımsızlığa kavuşulduktan sonra geleneksel yapılara dönme yerine iktidarın sömürgecilerden yeni bir seçkinler sınıfına geçtiği gözlenir. Ulusal geçmişi çok eskilere dayanan ülkeler (Mısır, Etyopya) ile silahlı savaşım sonucu özgülüğüne kavuşan ülkeler (Cezayir) dışında sömürge dönemi ile sömürgelikten kurtulma dönemi arasında sömürgecilik ayrıcalıklarının yeni yöneticilere aktarılmasının sonucu olan bir çeşit süreklilik göze çarpar: Yeni yöneticiler ülke işlerinin denetiminde eski “eğiticiler”inden daha etkili olmak istemişlerdir, söz konusu ülkelerde her ne kadar başkanlık (gerek asker gerek sivil) ve tek parti sistemi ağır basmışsa da büyük çoğunlukla Avrupa örnekleri benimsenmiştir.  Bunun nedenlerini yönetici kadroların toplumsal kökenlerinde aramak gerekir. Eski üniversite öğrencilerinden memurlardan sendikacılardan hekimlerden oluşan bu kadrolar sömürgecilik deyimiyle “gelişmiş” kişilerdir. Bazen bir etnik topluluğa bazen de siyasal yandaşlarına dayanarak yükselen sömürgeci devletle işbirliği yaparken bir yandan da büyülü bağımsızlık sözcüğünü dillerinden düşürmeyen bu kentli kadrolar kendi kişilikleriyle Afrikalı halk kitleleri arasında bağlantı kurmayı başarmışlardı. Ne var ki başlangıç dönemi geçtikten sonra Afrika‘nın uluslardan değil devletlerden oluştuğu gerçeği kesinlik kazandı ve genel bir siyasal çözülmenin ilk belirtileri ortaya çıktı: köylüler yeniden eski ilgisizliklerine dönerken hemen her yerde gerçek bir devlet burjuvazisi oluştu. Söz konusu burjuvazisinin halkların bölünmesini önlemek için bütünleştirme çabaları, bu amaçla da devlet görevlerini bölüştürmesi emirlik sultanlık gibi geleneksel yapıları çökertti. Merkezi yönetimi güçlendirme isteği çoğunlukla sendikaların da katılmasıyla “kurtarıcı önderin” ya da yerine geçenlerin çevresinde kenetlenen tek parti sistemine götürdü.

Bu zoraki bütünleşme hareketi özellikle kentlerdeki öğrenciler ile öğrenimlerini yabancı ülkelerde yaptıktan sonra geri dönenlerin oluşturduğu yeni karşıt güçler karşısında siyasal bir boşluk yaratınca ordu bu boşluğu doldurmaya çalıştıysa da kendisinden önceki yöneticilerin durumuna düştü ve gençliği düş kırıklığına uğrattı. Öte yandan birbirini izleyen askeri hükümet darbeleri sonucu iktidara gelen önderlerin şu ya da bu etkin topluluktan olmaları siyasal savaşımı artırdı. Bu gidiş Nijerya’da Biafra ayrılıkçı savaşına dönüştü: Ruanda ve Burundi’deyse “geleneksel düşmanlar” diye nitelenen Tutsiler ve Hutular arasında kanlı çarpışmalar oldu (Etyopya’da da merkezi yönetimden kopmak isteyen çeşitli güçler çeşitli eyalatlerdeki etkinliklerini sürdürmektedirler).

Yorum Yapın, Soru Sorun

yorum

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.