Afrika Edebiyatları, Afrika Dansları, Afrika Kültürü, Afrika Şiirleri

0
730

Sözlü geleneğe dayalı anlatım biçimleri ile Avrupalıların gelmesinden önce de sonsuz zenginliklerle dolu bir Afrika kültürleri dünyasının var olduğunu gösteren yazılı anlatım arasında bir ayrım yapmadan Zenci Afrika’nın edebiyatından söz etmek son derece güçtü.

afrika edebiyatı, afrika kültürü, afrika dansları
afrika edebiyatı, afrika kültürü, afrika dansları

Bu nedenle Afrikalılara geçmişteki kültürleriyle ilgili bilinci yeniden kazandırmak isteyenlerin ilk işi sözüyle davranışıyla danslarıyla maskeleriyle ortak Afrika kültürünü yansıtmış ve yansıtmakta olan büyücü ozanın etkinliklerini yazıya geçirmek olmuştur.

Büyücü ozan için şiir, destan, müzik, şarkı, tiyatro, atasözü, efsane, dua, mit ayrımı hiçbir anlam taşımaz, yaşanmış geçmiş ve Afrika dünyası Avrupa kültürlerinin söz ile yaşam arasına örmüş oldukları duvarı yok ederek her türlü anlatım biçimine bürünen uçsuz bucaksız bir ırmağa dönüşür. Böylece görsel anlatım sığırtmacın ninni söyleyen ananın atasözlerini sıralayan yaşlı adamın erişkinliğe geçişi dinsel törenlerle onaylanan gencin avcının anlatımı olur. Afrika dillerinin yapısı ve bazı yalın anlatım yolları sayesinde şiir en renkli lirik söyleyişte ve erişkinliğe geçiş törenlerinde bile somut halka dönük ve canlı bir özellik kazanmıştır. Evrendeki uyum yinelemelerin art arda ve düzenli bir biçimde kullanılışıyla verilir. Çobanlıkla geçinen Pöllerin (Batı Sudan) söyledikleri bir şarkının dizeleri bunun en güzel örneğidir:

“Büyük sürüler geliyor, kalabalık!

Büyük sürülerim geliyor, kalabalık!

Rüzgarlar dalga dalga geliyor.

İnekler dalga dalga geliyor.

Serçe gibi sıçrıyorlar.

Bükülgen otlar gibi dans ediyorlar.

İnce ince yağan yağmur gibi geliyorlar.

Rüzgar gibi mutluluk dolduruyorlar içimi.”

Söz ve dünya kaynaşmışsa, dünyanın bütün özellikleri birer simgeye dönüşür. Ergenliğe geçiş törenlerinde karşılaşılan imge nitelikli sözlerin kullanışı da buradan kaynaklanır. Aşk şiiri, ağıt şiiri, fabl gibi bütün türlerin örnekleri görülür ama, Afrikalı tarihine özellikle destanla katkıda bulunur.  Mandingoların Suncata destanı, Pöllerin Macinalı Silamaka destanı, Fangların Mvet destanıi Zuluların Çaka destanı çeşitli tarihsel olaylara dayanarak Eski Yunanistan’da İlyada ve Odysseia’nın oynamış olduğu rolü üstlenirler. Bunun kanıtı “zencilik” kavramından kaynaklanan modern Afrika edebiyatının destanların Afrika dışı dillere aktarılmasına Afrika kültürünün doğrulanmasına çalışmasıdır. Ne var ki Paris’te Presence Africaine (Afrika’nın Varlığı) adlı dergi çevresinde oluşan “”zencilik” kavramı (yani zencinin bir zenci olduğu bilincine varması ve bunu doğrulaması) her şeyden önce beyazlara seslenir. Bu alanda iki karşıt akım göze çarpar. Bergsonculuğun izlerini taşıyan ve Leopold Senghor’un temsil ettiği akım, zencinin “zenci olmanın coşkusunu” duyarak varoluşunun bilincine varmasını ister.

Bu duygu da modernlik kaygısı içinde son derece geleneksel bir descartesçı tutumla belirir. Buna karşılık zenci birlikçiliğini savunan Şeyg Anta Dio, Afrika’nın Mısır’ın anası olduğu görüşünden yola çıkarak zencileri bütün uygarlıkların kaynağı olarak gösterir. Her iki akımın önderi de zencilere bir tarih ve bir boyut kazandıran onlara bir savaşım yolu gösteren Martinikli yazar Aime Cesaire’den esinlenmişlerdir.  Folklordan yararlanan Camara Laye, Birago Diop, Cibril Tamsir Nian’ın özelliklerini henüz yitirmemiş bir Afrikayı dile getirmelerinden sonra, yazarların gerçekçi ve gülmece öğeleri taşıyan bir yaklaşımla güncel sorunları işleyen toplumsal romana yönelmelerinin nedeni budur. Fransızca konuşanlar arasında bu akımın temsilcisi Mongo Beti’dir. Ama akım daha çok ingilizce konuşanlar özellikle de Nijeryalılar arasında yayılmış Nijeryalılar C.de Graft-Johnson ve Amos Tutuola’nın folklorcu yaklaşımından sonra gerçekçi romana siyaset dışı br anlatım getirmişlerdir ( söz gelimi Ekwensi’nin ve Achebe’nin yapıtları).

Afrika’da bağımsızlık savaşımlarının sonuçlanmasıyla birlikte roman türü yerleşmeye başlamış. B.Dadie, F.Oyono, F.-D.  Sissoko, öz yaşam öyküsü türünde romanları yazmışlardır. Buna karşılık P.Bambotte, Sembene Ousmanei özellikle de David Diop’un Aime Cesaire’in devrimci anlatımından esinlenerek Fransızca şiirler yayımladıkları gözlenir. Şeyh Hamidou Kane ve O. Bhely-Quenum siyasete karşı ve gelenekçi yapıtlar verirken İngilizce konuşan bazı Afrikalı yazarlarsa yeni klasik anlayışa uygun güçlü ve insancıl bir tiyatroya yönelmeyi yeğlemişlerdir. Söz gelimi C.Okigho ve Theodora Sutherland’ın izlenimci şiirleriyle desteklenen J.-P Clark’ın ve W. Soyinka’nın yapıtları.

Özetlersek Afrika birliği sağlamak amacıyla büyük ortak konular çevresinde birleşmeye çalıştıkları bir yandan da İslam Dinini ya da animizmi(cancılık) savunan halkları ya da toplumları ele alan değişik özel yaklaşımları benimsediklerini söyleyebiliriz. Afrika edebiyatı günümüze kadar kıtanın yalnızca batısında gelişmiş olduğundan önünde geniş bir geleneksel esin kaynağı vardır.

Yorum Yapın, Soru Sorun

yorum

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.